• Anasayfa
  • Yazılar
  • Evinden Uzakta: Alphonso Ford Trophy'nin İsim Babasının Hikayesi

 

Evinden Uzakta: Alphonso Ford Trophy'nin İsim Babasının Hikayesi

Yazan: Selman Baydar  29/08/2015

*Click for the English version of the article

AlphonsoFord Tr

 

(Görsel: Ayça DUMAN)

 

 

Madrid’de oynanan Final Four öncesi, 2014-15 sezonu Alphonso Ford En Skorer Oyuncu ödülü, Rus ekibi Nizhny Novgorod ile oldukça başarılı bir sezon geçiren Taylor Rochestie’ye verildi.Biz de son on yıldır aynı isimle verilen, hatta artık kanıksanmaya başlayan bu ödülün kahramanının ilham verici hikayesini bir kez daha hatırlatarak kendisini onurlandırmak istedik.

 

Alphonso Gene Ford, Mississippililer ve Kolej basketbolunun sıkı takipçileri hariç Amerikalıların pek tanımadığı, ancak başta formasını giydiği takım taraftarları olmak üzere Avrupalı basketbol severlerin, keyifle izlediği bir isimdi.

 

Skorer kimliğini henüz 18 yaşındayken ispatlamıştı Ford. Mississippi Valley State Üniversitesi koçu Lafayette Stribling’in hücuma dayalı, üçlük arayan, oyuncuların daha serbest oynayabildiği sistemi Ford için biçilmiş kaftandı(1). Üniversitedeki ilk yılında NCAA’in sayı kralı olmuş, ikinci sezonunda ise Bo Kimble’ın hemen ardından ikinci olmuştu. Dört yılın sonunda 25 sayı ortalaması yakalayan ilk Kolej basketbolcusu unvanını kazanıp toplam 3.165 sayıyla Kolej Ligi tarihinin en çok sayı kaydeden dördüncü ismi oluyordu.

 

FordFoto1

(Fotoğraf: sportingnews.com)

 

1993 draftında Chris Webber, Anfernee Hardaway, Allan Houston gibi isimlerin ardından,15 yıl önce kaybettiğimiz Conrad McRae ise hala sabırsızlıkla koltuğunda beklerken, yavaş yavaş umudunu kaybeden Ford’un ismini okudu NBA Basketbol Operasyonları Başkan Yardımcısı Rod Thorn. Philadelphia 76ers, ikinci tur 32nci sırada onu tercih etmişti. Dile kolay, mütevazı bir devlet üniversitesi olan Mississippi Valley State, ilk kez NBA’e oyuncu gönderiyordu(2).

 

https://youtu.be/_H6-FuXUfNo?t=1h59m22s

(1993 Draftında Alphonso Ford'un ismi anons ediliyor.) 

 

Ama belki de Philadelphia en uygun adres değildi onun için. Çünkü Kolej kariyeri boyunca ortalama üç asistle oynamasına rağmen takımın Genel Menajeri Jim Lynam, oyun kurucu olarak düşünüyordu onu. Hatta Ford’un uğruna, halis bir oyun kurucu olan Nick Van Exel’ı pas geçmişlerdi draftta. Çünkü yardımcı koç Tony DiLeo onu birkaç sezondur takip ediyordu ve azmine, özellikle de boş şut bulabilme yeteneğine hayran kalmıştı.

 

Önce Seattle Supersonics ile altı maç ve topu topu 16 dakika, 1994-95 sezonunda ise Philadelphia ile çıktığı beş maç Ford için NBA’e iyi bir giriş olmadı. Aralıklarla forma giydiği, NBA’in vitrin ligi CBA’deki harika performansıyla da NBA gözlemcilerini tatmin edemeyince, tekrar kendisini bulacağı, sadece kazanan değil, lider hatta kahraman sıfatlarını da taşıyacağı Avrupa’ya uçtu Alphonso Ford.

  


 

Liseden mezun olduğumda evime olabildiğince yakın olmak istiyordum. Ama artık büyüyüp, dünyayı ve önümü görme vaktim geldi

Alphonso Ford, Philadelphia’ya uçmadan önce, belki Avrupa aklının ucunda bile değilken (3).


 

Avrupa’daki ilk durağı, İspanya Ligi’nin en kuvvetli küme düşme adayı Huesca oldu. Eski kıtada basketbol adına kusursuz bir giriş yapan Ford, 25 sayı ortalamasına rağmen Huesca’nın ligde tutunmasını sağlayamadı.

 

Huesca’nın ardından Papagou ile Avrupa’nın o dönemde en güçlü ligi konumundaki Yunanistan macerası başladı. İlk sezonunda ligin sayı kralı olurken Papagou da herkesi şaşırtarak Koraç Kupası’na kalma başarısı gösteriyordu.

  

1997’de, tam da tekrar yükselmeye başlamış, adım adım zirveye tırmanırken kendisini yıkan o haberi aldı. 26 yaşında lösemi teşhisi kondu ve tedavisi nedeniyle koca bir sezonu, en büyük tutkum dediği basketbol topuna dokunamadan geçirdi.  NBA şansını tekrar denememesinin en büyük sebebi de yine bu milat olsa gerek. Burada Mahmoud Abdul-Rauf’a bir parantez açmak istiyorum zira Alphonso Ford deyince aklıma gelen ilk isim istem dışı bir şekilde bir diğer Mississippili Abdul-Rauf oluyor. Fenerbahçe’de oynadığı dönemde Abdul-Rauf’un sürekli gözlerini kırpması dikkatimi çekmiş, çocuk aklımla sinir hastası olduğunu düşünmüştüm. Çok da yanılmamışım, Abdul-Rauf‘a da genç yaşta Tourette Sendromu teşhisi konulmuş. Ama hayatın zorluklarıyla küçük yaşlarından beri savaşan Mississippili, önündeki büyük engeli daha da güçlenerek atlatmayı bilmişti.

 

Karakterinde teslim olmak yer almayan Ford da, bir sezonluk aranın ardından Yunanistan ekibi Sporting Atina ile parkeye dönüş yaptı. Hem de oyunundan zerre kaybetmeden. Ligde tutunmaya çalışan mütevazı Atina ekibinin onbirincilik gibi oldukça iyi bir sırada ligi tamamlamasını sağladı.

 

Ford’un kendisiyle özdeşleşen 10 numaralı formayla buluşması ise Yunanistan’daki ikinci adresi, Peristeri’de oldu. 13 Ekim 1999’da, Ankara Spor Salonu’nda benim gözlerim Türk Telekom’lu Goran Jagodnik’in, Murat Evliyaoğlu’nun ellerine bakarken o Peristeri formasıyla –çok da formunda olmadığı bir günde- 22 sayı buldu. Peristeri İspanyol ekibi Estudiantes’e elenerek Koraç Kupası’na veda ederken, Alphonso Ford geleneği devam ettirerek üçüncü sezonunda da Yunanistan basketbol liginin sayı kralı oluyordu.

 

Peristeri’deki ikinci sezonunda, ne Ivkoviç, Obradoviç gibi büyük koçların ne de Fucka, Reyes gibi savunmacıların kendisini durdurabileceği Euroleague’e nihayet adım attı Alphonso Ford. Peristeri Top 16’da Bask ekibi Tau Ceramica’ya elenerek Euroleague’e veda ederken, o, bir maçta attığı 41 sayıyla adının organizasyonun tarihine altın harflerle kazıyor, sezon bitiminde 26 sayı ortalamasıyla Euroleague’de sezonun en iyi beşine seçiliyordu. Avrupa basketbolunun zirvesindeki heyecanını Yunan liginde de kaybetmeyen Ford, sezon en değerli oyuncusu seçilirken Peristeri’nin üçüncülüğünde de büyük pay sahibi olmuştu.

 

 

FordFoto2

(Fotoğraf: redbasketzone.blogspot.com)

 

2001-2002 sezonu öncesi Atina’dan Pire’ye transfer oldu Ford. 1997’deki lig, kupa, Avrupa üçgeninde üç kupa kaldıran Olympiakos, o tarihten beri başarıdan uzaktı. Bu kez Final Four vizesini kıl payı, ezeli rakibi Panathinaikos’a kaptıran Olympiakos’ta Ford, 25 sayı ortalamasıyla bir kez daha Euroleague’in en skorer oyuncusu olmuş, Yunanistan Kupası yine onun üstün başarısıyla kazanılırken ligde de başarılı sayılabilecek bir ikincilik alınmıştı.

  

Atina’da düzenlenecek olan 2004 Yaz Olimpiyatları yaklaşırken Yunan basketbol kulüpleri de tesislerini yenilemek zorunda kalıyor, doğal olarak oyuncu kontratlarına ayrılan bütçeler ise kısılmak zorunda kalıyordu(4). Panathinaikoslu Bodiroga Barcelona’ya, Olympiakos'tan takım arkadaşı Theo Papaloukas CSKA Moskova’ya transfer olurken Alphonso Ford, Ergin Ataman yönetimindeki Mirsad Türkcanlı Montepaschi Siena’nın yolunu tutuyordu. Oynadığı diğer takımlara göre daha fazla ofansif silah barındıran Siena’da istatistikleri düşse de oldukça başarılı bir sezon geçirdi ve ikinci kez Euroleague’de sezonun en iyi beşine seçildi Alphonso Ford. Hem kendisi hem de takımı için bir ilk olan Final Four öncesi Euroleague’in internet sitesine verdiği röportajda “Bu bir rüya. Avrupa’da oynayan herkes buraya kadar gelebilmeyi ister(5)” diyerek ifade etmişti duygularını.

  

Mens Sana ile geçen sezonun ardından Ford oldukça yorgundu. Dile kolay tam 63 maça çıkmış, ortalama 30 dakikadan fazla sahada kalmıştı. Sadece o işe yaramayan ilaçlardan değil, basketboldan bile yorulmuştu artık. Ama başka bir İtalyan ekibi Scavolini Pesaro onu heyecanlandıracak bir teklifle çıka geldi. Hayır diyemedi tabii ki, daha atması gereken sayılar, adını haykırması gereken taraftarlar ve çaresiz bırakması gereken rakip koçlar vardı.

 

Kontratının karşılığı olarak alelade bir performans da gösteremezdi, yakışmazdı ona. Gösteriye devam etti ve oynadığı 38 maçta 22 sayı ortalamasıyla Scavolini’nin lig dördüncülüğü ve sonraki sezon için Euroleague’de oynama hakkı elde etmesinde büyük pay sahibi oldu.

 

Tam yedi yıldır mücadele ediyordu. Ama günbegün değil, sezon-sezon devam eden, hayatta kalmaktan çok daha büyük bir mücadeleydi onunki. Nihayetinde bir sezonu daha, beklentileri fazlasıyla karşılayarak, yeni tanıştığı bir başka şehirdeki basketbol taraftarlarını da kendisine hayran bırakarak tamamladı. Sezon sonunda beklenildiği üzere Scavolini Pesaro’dan sözleşme yenileme teklifi geldi. Geç gelen cevabı aslında kötü haberin de işaretçisiydi. Evet, çok sevdiği TAKIMI ile sözleşme yeniledi ancak taraftarların mutluluğu fazla uzun sürmedi ve 26 Ağustos sabahı Rossini’nin şehri Pesarolu basketbol severler, o ilk üzücü haberle yıkıldı. Alphonso Ford, yayınladığı bir mektupla basketbolu bırakmıştı:

 

 

Sevgili dostlarım,

2004-05 sezonunda Scavolini Pesaro’da oynayamayacağımı açıklamak durumundayım. Maalesef sağlık durumum profesyonel bir sporcu olarak mücadele etmeme izin vermiyor.

An itibariyle antrenörlerime, takım arkadaşlarıma, taraftarlara, hakemlere, yöneticilere ve yıllar boyunca, bu çok sevdiğim sporda yer almama imkan tanıyan herkese sonsuz minnettarım.

Son olarak TAKIMIM, Scavolini Pesaro’nun organizasyonundaki herkese, takım arkadaşlarıma, antrenörlerime ve muhteşem taraftarımıza can-ı gönülden teşekkür etmek istiyorum.

Hepinizin inanmasını istiyorum. Güçlü olun ve sonuna kadar savaşın. Kalbim hep sizinle olacak.

Saygılarımla,

Alphonso Ford

 

FordFoto3 

 

Yayınladığı mektupla basketbolu bıraktıktan kısa bir süre sonra, 3 Eylül 2004’te henüz 33 yaşındayken hayata gözlerini yumdu Alphonso Ford. Scavolini Pesaro o tarihlerde sezon öncesi hazırlık turnuvasındaydı. Turnuva maçlarının televizyon yayın hakları dahi satılmış olmasına rağmen takım, koç Phil Melillo ile birlikte oyuncular tam kadro cenaze töreninin gerçekleşeceği Greenwood’a uçarak Ford’a karşı son görevlerini yerine getirdiler. Kulüp, bir yıl boyunca terlettiği formayı emekliye ayırsa da 10 numaranın emekliliği, Carlton Myers 30 Eylül 2007’de 36 yaşındayken Scafati deplasmanında giyene kadar, yani yalnızca üç yıl sürdü.

 

2004-05 sezonunun hemen başında Euroleague, Ford’u onurlandırarak en skorer oyuncu ödülüne onun adını verdi. Kaderin bir başka oyunuyla Alphonso Ford Ödülü’nün ilk sahibi, Scavolini’nin Ford’un yerine transfer ettiği, hatta daha önce Ford’un kullandığı dairede konaklayan Charles Smith oldu ve ödülünü Moskova’da Alphonso’nun eşi Paula Ford’un elinden aldı. Ancak Smith, “Alphonso Ford” adı yazılı bu ödülü eşinin hak ettiğini düşünerek kendisine iade etti.

 

Özellikle birçok kaynakta Ford’un Emlakbank Ortaköy’le birkaç maça çıktığı rivayetini açıklığa kavuşturabilmek için birçok kaynağa ulaşmaya çalıştık. Bu uğraşlar esnasında güzel bir tesadüfle Ford’un kendi adını verdiği oğlu Alphonso Ford Jr.’a ulaştık ve birkaç soru yöneltebildik.

 

 

  

Lagruppa: Merhaba, bazı kaynaklara göre Alphonso Ford 1998 senesinde Türkiye’de “Emlakbank Ortaköy” kulübü ile anlaşmış, hatta birkaç maça dahi çıkmış. Ancak biz bu konuda hiçbir ciddi veriye ulaşamadık, bilginiz olabilir mi?

 

Alphonso Ford Jr.: Türkiye’de oynadığına dair bir bilgim yok. Bir yaz sanırım Türkiye’ye gitmiş ama tüm bildiğim bu.

 

Lagruppa: Siz de basketbol oynuyor musunuz?

 

Alphonso Ford Jr.: Evet, oynuyorum. Babamın da basketbol oynadığı Greenwood’da Amanda Elzy Lisesi’nde oynadım ve 2012-2013 yıllarında üst üste eyalet şampiyonu olduk.

 

Lagruppa: İlk olarak hastalık tanısını aldığı ve basketbol oynayamadığı dönemde neler hissettiğini biliyor musunuz, basketbolu bırakmayı düşünmüş mü?

 

Alphonso Ford Jr.: Annemin söylediğine göre 1997’te teşhis konulduğunda kimsenin kendisi için üzülmemesini istemiş çünkü hala “Alphonso Ford”muş. Tedavisi nedeniyle ara verdiği bir yıl boyunca da hep iyimser kalmış. Ancak bu şekilde tekrar oynayabileceğini düşünüyormuş. İnatçı ve azimli bir yapısı vardı. Başına ne gelirse gelsin basketbola hayatında yer vermek istedi ve hiçbir şey onu bundan alıkoyamadı.

 

Lagruppa: Doğup büyüdüğü yer olan Greenwood ile bağları nasıldı?

 

Alphonso Ford Jr.: Greenwood’a gelmeye fırsat buldukça bir arkadaşının işlettiği spor salonuna gider, basketbol oynardı. Böylece Greenwoodlularla bağını da korurdu. Burada halen saygı duyulan bir isim. Hatta geçen sene Mississippi Valley State Üniversitesi, adını Güneybatı Spor Konferansı Onur Listesi’ne ekledi.

 

Lagruppa: Alphonso Ford’un Avrupa kariyeri olağanüstüydü. Ölümünden sonra da Avrupa basketbolunun en önemli ödüllerinden birisine onun adı verildi. Gurur duyuyor olmalısınız?

 

Alphonso Ford Jr.: Gurur duyuyorum, önemli bir spor organizasyonuna bu kadar büyük etkisi olmuş birisinin babam olduğunu bilmek benim için bir onur. Hâlâ inanamadığım zamanlar olur.

 

 

  

 

 

1. CRAWFORD, BryanAl Ford – Mississippi Delta’s Finesthttps://nationalbasketblogassociation.wordpress.com/2008/11/12/al-ford-mississippi-deltas-finest/

2. Daha önce draft edilen birkaç Mississippi State’li oyuncu olmasına rağmen Alphonso Ford, draft edilip forma giyen ilk isim.

3. JASNER, Phil “Ford Eager To Make His Mark On World” http://articles.philly.com/1993-07-03/sports/25976023_1_sixers-lafayette-stribling-tony-dileo

 

4. Wikipedia:Alphonso Ford https://en.wikipedia.org/wiki/Alphonso_Ford

 

5. Euroleague.net: Final-Four Interview Alphonso Ford http://www.euroleague.net/features/interviews/euroleague-2002-03/i/10786/final-four-interview-alphonso-ford-montepaschi

twitter     instagram     soundcloud