• Anasayfa
  • Yazılar
  • Litvanya: Olimpiyatlarda Bronz Madalyaya Uzanan 52 Yılın Hikayesi...

Litvanya

Olimpiyatlarda Bronz Madalyaya Uzanan 52 Yılın Hikayesi...

Yazan: Selman Baydar 

 

1992 yazı denince sporseverlerin aklına ilk olarak, UEFA tarafından men edilen Yugoslavya’nın yerine tatillerini yarıda kesip turnuvaya katılan ve Avrupa Şampiyonası’nı kazanan Danimarka milli futbol takımı gelir herhalde. Ama aynı sene Barselona’da gerçekleştirilen yaz olimpiyatları sportif anlamda bir o kadar büyük, hatta siyasete ve benim gibi soğuk savaş, demir perde, Varşova Paktı gibi kavramlara ilgi duyanlar için çok daha keyifli ve duygu yüklü bir destana sahne olmuştur.  Madem demir perdeden, Varşova Paktı’ndan girdik konuya, o zaman Barselona Olimpiyatlarına gelmeden önce biraz geçmişe gidelim.

Aralarında Litvanya’nın da bulunduğu Baltık devletleri 1940 yılında, II. Dünya Savaşı’na zemin hazırlayan olaylardan birisi olarak gösterilen Molotof-Ribbentrop, nam-ı diğer Nazi-Sovyet Paktı’yla gayrimeşru(1) sayılabilecek bir şekilde Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilmişti.

Bu pakt yürürlüğe girdiğinde henüz 9 yaşında olan Mihail Gorbaçov, 11 Mart 1985’te 54 yaşında Komünist Parti’nin en genç genel sekreteri olarak Kremlin’in tepesine oturuyor, başka bir deyişle 15 farklı etnik topluluktan oluşan, Polonya sınırından Japon Denizi’ne kadar tam 9 saat dilimine yayılan dünyanın en geniş ülkesi Sovyetler Birliği dağılma sürecine giriyordu. Zalgiris Kaunas’ın efsane pivotu Arvydas Sabonis ise aynı sene Atlanta Hawks tarafından draft edilmesine rağmen henüz 21 yaşının altında olduğu için bir yıl sonra Portland’dan gelecek haberi beklemek zorunda kalıyordu.

SelmanTime

25 Mart 1985 tarihli Time dergisi kapağı: Moskova’nın Yeni Patronu

Hiç gecikmeden, uğrunda çok bedel ödediğini itiraf ettiği Perestroyka ve Glasnost’un tanıtımlarına başlıyor Gorbaçov. Ocak 1987’de, yani o meşhur Pizza Hut reklamında boy göstermesinden 10 yıl, Louis Vuitton’un kapak güzeli olmasından 20 yıl önce, batı için küçük ama birlik için çok büyük bir adım olan Demokratizatsiya’yı ve eskisi gibi tek partili ama çok adaylı seçim sistemini sunuyor. “Batı için küçük” kısmından da anlaşılacağı üzere ülke içindeki ve dışındaki liberaller yetinmeyip demokratikleşme yönünde daha fazla hamle beklerken muhafazakarlar Gorbaçov’u çok sert biçimde eleştiriyorlar. Yine 1987’de Sabonis’in ardından bir diğer Litvanyalı efsane Sarunas Marciulionis de Golden State Warriors tarafından altıncı sıradan draft ediliyor ancak o da seyahat kısıtlamaları nedeniyle bu hayalini henüz gerçekleştiremiyordu. Ancak, ertesi yıl Seul Olimpiyatları’nda iki yıldız başka bir büyük başarıya imza atıyorlar. Vatandaşları Kurtinaitis ve Chomicius ile el ele vererek, yarı finalde Mitch Richmond gibi kolej gençlerinden oluşan ABD’yi, finalde ise Yugoslavya’yı geçerek Sovyetler Birliği forması altında buruk bir şekilde Seul Olimpiyatlarında altın madalyaya ulaşıyorlar.

80lerin sonuna yaklaşırken, Birlik içinde her cumhuriyetin ulusal dilinin resmi dil statüsüne geçmesi gibi demokratik hamlelerle alevlenen ama bir yandan da yetinmeyen bağımsızlık düşünceleri 1989 Kasım’ında Çekoslovakya’daki Kadife Devrim ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla beraber uluslararası bir mesele halini almıştı artık. Birlik içinde, Sovyet uzantılı eski yerel partilerin karşısında yeni milliyetçi liderler türüyor, Litvanya’daki gibi sessiz hatta “kibar” milliyetçi gösteriler güneydeki eşkıyalıktan bile daha tehlikeli olmaya başlıyor(2).Bağımsızlık kıvılcımı bir kez yanmış, Baltık ülkelerinden sonra Kafkaslara kadar sıçramıştı. Ermeniler, bunun adı Perestroika değil perestralka (çapraz ateş) diyorlar.(3) Seul’de Sovyetler Birliği formasıyla altın madalyaya uzanan Rimas Kurtinaitis ise aynı yıl bir ilke imza atıyor, All-Star organizasyonuna NBA dışından katılan ilk oyuncu olarak 3-sayı yarışmasında onurlu bir sonunculuk yaşıyordu.

Dağılma riskinin kapıya dayanmasıyla Gorbaçov’un elinde tek şans kalıyor: Rus Ruleti. Ocak 1990’da, daha sonra “Bağımsız Devler Topluluğu” adıyla uygulamaya da geçen, tüm cumhuriyetler için özerklik vaat eden yeni bir Sovyet Federasyonu teklifiyle Vilnius Havaalanına iniyor Gorbaçov. 1977 anayasasının “Her birlik cumhuriyetinin Sovyetler Birliği’nden serbestçe ayrılma hakkı vardır” maddesini işaret ediyor tıpkı göstericiler gibi ama bu ayrılık için bir de mekanizma gerekli diyor. Sokaklara dökülen binlerce Litvanyalıya göre ise tek amacı zaman kazanmak. İlerleyen günlerde haksız da olmadıkları ortaya çıkıyor ”ayrılığın da bir bedeli olur” diyerek Gorbaçov’un aba altından sopa göstermesiyle. Hatta daha da ileri gidip bu bedeli kalem kalem listeleyip faturaya döküyor: 35 milyar dolar.

SelmanGorbacov

Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, 11 Ocak 1990 Perşembe günü Vilnius’ta Litvanyalıların arasında. (AP Photo/Victor Yurchenko)

11 Mart 1990’da Litvanya reform hareketi Sajudis her şeye rağmen bağımsızlık genelgesini yayınlıyor ve Litvanya resmen, Lenin’in deyimiyle “Ulusların hapishanesi”nden kopuyor. Ancak Litvanyalılar bağımsızlık konusundaki inatçılıklarının bedelini maddi yaptırımlarla ödüyorlar. Litvanya cumhurbaşkanının deyimiyle “paskalya hediyesi”ni(4) hemen Nisan ayında sunuyor Gorbaçov: yarı yarıya kısılan doğal gaz ve petrol pompaları.

Korkulan askeri müdahale ise yaklaşık bir yıl sonra geliyor. 13 Ocak 1991’de binlerce kişilik sivil barikatı aşarak Vilnius TV kulesini hedef alan Sovyet kuvvetleri 14 Litvanyalı sivilin ölümüne neden oluyor. Kule kaybedilmeden önce hoparlörden son olarak söylenenler Litvanyalıları iyice yüreklendiriyor; “Sesimizi duyan herkes dinlesin. Ordu güç kullanarak bizi çiğneyebilir ya da susturabilir ama kimse bizi özgürlükten ve bağımsızlıktan vazgeçiremez.”

Büyük tepki toplayan Ocak saldırıları ardından Şubat 1991’de Varşova Paktı henüz kanlı canlıyken, Litvanya’yı tanıyan ilk devlet Birleşmiş Milletler üyesi İzlanda oluyor. Ağustos ayındaki başarısızlıkla sonuçlanan Gorbaçov’a karşı darbe girişiminin ardından Boris Yeltsin’in girişimleriyle Rusya Federasyonu ve ABD Litvanya’nın özerkliğini tanıyor, nihayet 17 Eylül’de ise Birleşmiş Milletler kapılarını Litvanya’ya açıyor.

Sovyetler Birliği’nden ayrılan ilk cumhuriyet olan Litvanya, o dönemde ekonomisi tarıma dayalı, ayrılana kadar hammadde ve enerji ihtiyacının 90%’ı Sovyetler Birliği’nden karşılanan bir devlet. Planlı ekonomiden serbest ekonomiye henüz geçiliyor. Siyasi kaos, Sovyet ambargosu derken enflasyon yüzde yüze ulaşıyor, kağıt yokluğundan gazete ebatları dahi yarı yarıya küçülüyor(5). Bu finansal sıkıntılardan basketbol takımı da nasibini alıyor tabii. Olimpiyatlara hazırlık ve Barselona’da konaklama için gerekli kaynağı bulamama ihtimaline karşı oyuncular kara kara düşünüyor hatta düşünmekten öteye geçen Marciulionis, birkaç yüz papel karşılığı ev ziyaretlerine gitmeye başlıyor San Francisco’da(5). Koca bir takımın bütün masraflarını bu şekilde karşılamak tabii ki imkansız ancak ev ziyaretleri bambaşka bir kapı açıyor Litvanyalılara. Bölgenin ünlü müzik Grubu “The Grateful Dad”in 5.000 dolar bağışının yanı sıra sanatçı Greg Speirs’in çizimini yaptığı “İskelet Adam” tişörtlerinin satışından gelen tam 450.000 dolar basketbol takımına ve turnuva sonrasında Litvanya’daki hayır kurumlarının imdadına yetişiyor.

Barselona biletini nihayet kapan Litvanya takımının 1992 yazında kadro açısından altın çağında olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde. Seul olimpiyatlarında Sovyet milli takımının en skorer dört oyuncusu olan Marciulionis, Sabonis, Kurtinaitis ve Chomicius’un yanında kimler yok ki. Olimpiyatlar sonrası Avrupa basketbolunun bilinen simaları arasına giren Gintaras Einikis, ilerleyen yıllarda üç defa Euroleague’de Final Four görüp, son olarak da 2013’te Denver Nuggets genel menajeri Tim Connely’nin yardımcılığına getirilecek olan 21 yaşındaki Arturas Karnişovas  ve halen Zalgiris Kaunas’ın baş antrenörlüğünü yapmakta olan Gintaras Krapikas ile koç Garastas’ın eli oldukça kuvvetliydi.

Turnuvaya ilk kez katılan, hatta Litvanya’nın milliyetçi duygularla bezeli hikayesi nedeniyle zaferi biraz da geri planda kalan bir başka ülke, dağılan Yugoslavya’nın basketbol adına en büyük mirasının sahibi Toni Kukoç, Zeljko Obradoviç ve tabii ki Drazen Petroviç’li Hırvatistan. Belki Josip Tito, Hırvatlar ve basketbolun Mozart’ının hikayesini de bir başka yazıda anlatabiliriz.

B grubu maçlarına fırtına gibi başlayan Litvanya, sırasıyla Çin, Venezuela ve Porto Riko’yu rahatlıkla geçip aldığı bir mağlubiyetin ardından Luc Longley’li Avustralya’yı da yenerek dört galibiyetle çeyrek finale çıkıyor. Ama alınan o tek mağlubiyet fazlasıyla acı,  çünkü Bolşevik Anlaşmasıyla kurulan ve kan kaybetmesine rağmen 15 cumhuriyetin 11’inden oluşan Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan geliyor. Yenilgiyi o kadar hazmedemiyor ki muhteşem ikili, Sabonis soyunma odasında sinirini arkadaşlarına bağırarak çıkarırken, Marciulionis hüznünü güneş gözlüğünün arkasına saklıyor.  

Tek mağlubiyetle çeyrek finale çıkan Litvanya’nın, Güney Amerika basketbolunun o dönemde yükselen değeri Brezilya oluyor.  Sabonis’in 32 sayı-13 ribaund, Mariculionis’in 29 sayı -10 asist-6 ribaunt ve Kurtinaitis’in 20 sayılık performansıyla fazla zorlanmıyor Litvanya, maç skoru: 114-96.

Yarı finaldeki rakip bu kez işini şansa bırakmaya niyetli olmayan, turnuvanın, olimpiyatların hatta belki de spor tarihinin bir araya gelmiş en iyi takımı; Michael Jordan, Magic Johnson ve Larry Bird’lü The Dream Team.  O yüzden genç Karnişovas’ın karşılaşma esnasında benchten o anları ölümsüzleştirmesi doğal karşılanmalı.

karnisovas

Dream Team karşısında beklenen (ya da beklenmeyen) sürpriz gerçekleşmiyor ve majesteleri Michael Jordan’ın 21 sayıyla tamamladığı karşılaşmada Litvanya 127-76’lık skorla tarihinin en ağır mağlubiyetini alıyor. Ancak 40 dakikanın sonunda top hâlâ Litvanyalıları seviyor olmalı ki bu mağlubiyetin ardından gerçek altın madalyayı kazanma fırsatı doğuyor. Bağımsız Devletler Topluluğu’nun Hırvatistan’a mağlup olmasıyla, sadece B grubunun değil, tam 52 yılın rövanşını almak hiç olmadığı kadar yakın!

Maç günü gelip çattığında sahada birçok tanıdık sima var tabii ki. Seul’de altın madalya alan Sovyet kadrosundan dört Litvanyalıya karşı yine aynı ekipten Özbek Tikhonenko, Atlanta Hawks’un Ukraynalı forveti Volkov ve anavatanından yükselen eleştirilere rağmen son kez Olimpiyatlarda oynama şansını kaybetmek istemeyen Leton guard Igor Miglinieks bu kez Bağımsız Devletler Topluluğu forması giyiyorlar.  8 Ağustos 1992’de, Litvanya’da hayatın durduğu, herkesin televizyonu ya da radyosunun başına oturduğu dakikalarda oynanan karşılaşma son anlarına kadar büyük mücadele içinde geçiyor, sahadaki belki de en hırslı isim olan Chomicius bir ribaunt mücadelesinde kanlar içinde kalmasına rağmen kaşına bastırdığı havlusuyla saha kenarında bir an olsun yerine oturmadan izliyor maçı. Daha turnuvaya hazırlık aşamasında el ele veren Marciulionis-Sabonis ikilisinin toplamda 56 sayı-24 ribauntluk muhteşem performansıyla Litvanya, 82-78’lik skorla sahadan galibiyetle ayrılıyor. Ama öyle bir galibiyet ki sadece sahadaki 12 oyuncuya değil, yarım asır boyunca Litvanyalıları boyunduruk altına alan, Sabonis’in annesi de dahil birçok vatandaşı Sibirya’ya sürgün eden, bağımsızlığını ilan etmesine rağmen maçın oynandığı gün dahi askerleri topraklarında gezen bir kuvvete karşı.

Dream Team’in kazandığı final maçı sonrası madalya töreninde Olimpiyat tarihine damgasını vuran bir sahne daha yaşanıyor Barselona’da. Litvanyalı basketbolcular, sonradan fenomen haline gelen sarı-yeşil-kırmızı renkli “İskelet Adam” tişörtleriyle podyuma çıkarak, The Grateful Dead ve Greg Speirs’ı asla unutulmayacak bir şekilde onurlandırıyorlar.

SelmanMarciulionis

Marciulionis “İskelet Adam” tişörtüyle madalya töreninde (Getty Images)

 

Dipnot: Litvanya 1992 Barselona Olimpiyatları’ndan, Kirilenko’nun double-double yaptığı çeyrek final maçında manidar bir şekilde yine Rusya’ya mağlup olduğu 2012 Londra’ya kadar bütün Olimpiyatlarda yarı final oynadı.

 


 

KAYNAKÇA

SMOLOWE, Jill (29 Ocak 1990), “The Killing Zone”, Time

The Economist, (20 Ocak 1990), “Rusya Tarafında”, Seçmeler-2: Sovyetler Birliği, Değişim Yayınevi

SMOLOWE, Jill (29 Ocak 1990), “The Killing Zone”, Time

DALBURG, John-Thor (14 Nisan 1990) “Gorbachev warns Lithuania” <articles.latimes.com/1990-04-14/news/mn-965_1_gorbachev-warns-lithuania>

VITKUS, Gediminias (Kasım 1996) “Lithuanian-Russian Relations in 1990- 1995” Gediminas Vitkus

ASKAR, Jamshid Ghazi (26 Ocak 2012) “Living a 'Dream': Sundance film on 1992 Lithuanian basketball team is not your average sports movie” <http://www.deseretnews.com/article/700219376/Living-a-Dream-Sundance-film-on-1992-Lithuanian-basketball-team-is-not-your-average-sports-movie.html?pg=all>

GORBAÇOV, Mihail, GLASNOST: Asıl Neyi İstiyorum, Dönemli Yayıncılık, 1987

GORBAÇOV, Mihail, Perestroika, Güneş Yayınları, 1988

twitter     instagram     soundcloud