İspanya'da Milliyetçilik ve Profesyonel Bisiklet - Bölüm 3

 Çeviren: Ali Sinan Deniz  & Selman Baydar  - 20/11/2015

*Bu yazı, The Ride dergisinin yazarlarından Mark Johnson ve James Stout tarafından yazılmış ve 28.11.2014 tarihinde aşağıdaki linkte yayınlanmıştır. Yazı ilk olarak derginin 2009 yılı Ekim sayısında yer almıştır.

http://www.ridemedia.com.au/features/nationalism-and-pro-cycling-in-spain-part-three/

 

fpuu6razmeky

İspanya İç Savaşı'nda Katalonya'daki Anarşistler, Temmuz 1936 

 

 

İspanya'nın yaşadığı dramatik değişim sürecinde bisiklet yarışları politik bir araç olarak kullanılmıştı. Peki nasıl? (Ekim 2009’da RIDE dergisinin 46. sayısında yayımlanmıştır.)

Bisikletin İspanyol kültüründeki etkilerini anlatan hikâyemizin son bölümü...

Mark Johnson ve James Stout

 

Volta a Catalunya - Yüzyıl, güzellik & politika

Etaplı bisiklet yarışları dikkate alındığında, günümüzde hâlen koşulmakta olup geçmişi Volta a Catalunya'dan (Katalonya Turu) daha eskiye dayanan sadece iki büyük yarış vardır: Fransa Bisiklet Turu ve İtalya Bisiklet Turu.  Haftalık bir etap yarışı olan Volta a Catalunya; İspanya'nın kuzeydoğusunda yer alan, kuzeyinde Pireneler ve doğusunda Akdeniz ile çevrili özerk Katalonya bölgesinde koşulan bir yarış olarak 1911 yılında doğdu.

1911 yılı Ocak ayında düzenlenen ilk Volta a Catalunya 3 günlük bir yarıştı ve farklı sosyal sınıfları Katalan milliyeti fikri etrafında toplamak için tasarlanmıştı. Yarışın rotası Katalonya'nın sınırlarını ve çehresini gösterecek şekilde çizilmişti -bu rota bir anlamda Katalonya'nın nerede sona erip İspanya'nın nerede başladığını tescil ediyordu.

1922 başlarında yarış Unió Esportiva de Sants tarafından destekleniyordu. Unió Esportiva de Sants, Barcelona civarında yaşayan işçi sınıfına ait Katalan birliklerin kurduğu bir spor kulübüydü. Bu spor kulübü, Katalonya'yı İspanya'nın en canlı ekonomik bölgelerinden biri yapan birçok fabrikadaki bisiklet ve futbol meraklılarını bir araya getirdi. Bu işçi sınıfı organizasyonu ve korumacı sponsorluk kombinasyonu, Volta'nın bir bisiklet yarışından çok daha fazlası olarak doğduğunu gösteriyordu. Volta a Catalunya; bölgedeki bütün sınıfları ortak bir Katalan ulusal kimliği fikri etrafında birleştiren sosyal ve milliyetçi bir tutkal gibiydi ve hâlâ öyle.

Aslında Katalonya, kendi anadili ve Barcelona merkezli ateşli kültürüyle yüzyıllardır İspanya'dan ayrıydı. Bölge, kendine has meşhur mimarisine (Antoio Gaudi'nin ünlü Pedrera binası ve Sagrada Familia bazilikası Barcelona'dadır)  ve sanatına (Picasso gençlik yıllarını Katalonya'da geçirmiştir) sahip olmasına rağmen, Katalan kimliği işçi sınıfına nüfuz etme konusunda başarısız oldu. Bu başarısızlıktaki en büyük etkenlerden biri, işçi sınıfını oluşturan insanların çoğunun, İspanya'nın genellikle küçümsenen ve xarnegos adı verilen az gelişmiş bölgelerinden gelen göçmenler olmasıydı. Bu göçmenlerin gelmiş oldukları yerlerle olan bağları, Katalonya ile olan bağlarına göre daha güçlüydü. Katalonya ile kurdukları bağ; kişisel ya da kültürel bir yakınlıktan ziyade ekonomik bir zorunluluktu.

Sınıflar arası ulusal bir ittifak yaratmak her zaman Katalan milliyetçilerinin amacı olmuştur. Bu milliyetçiler, Katalonya'daki halkı Katalan milliyetçi ideoloji etrafında birleştirmek için dernek ve sivil toplum girişimlerini oluşturmayı en iyi yol olarak gördüler.

1900'lü yılların başlarında Volta a Catalunya, milliyetçi bir proje etrafında sermaye ve emeği birleştirmek için bir fırsat sağladı. Zorlu bisiklet yarışlarında mücadele vermek kolay iş değildi ve bu yarışlar azim, disiplin ve odaktan yoksun olan bisikletçileri net bir şekilde dışarıda bırakıyordu. İşte tam da bu yüzden bu spor Katalanlara cazip gelmişti. İberya'nın bu sanayileşmiş bölgesi, kendisini tembel ve düşüncesizce hareket eden İspanyollardan farklı kılan iş ahlakları ve sağduyuları nedeniyle gurur duymaktaydılar. 

İspanya İç Savaşı ile birlikte, farklı gruplar arasında Katalan milliyetçiliği yerleşmeye başladı. Mariano Cañardo 1935 Vuelta'da ikinci oldu. Cañardo, bu başarısından önce de zaten bir Katalan bisiklet yıldızıydı. 1932 Volta'da, bir diz sakatlığı yaşamasına rağmen günlerce şiddetli ağrılarla yarışmaya devam etti. Artık devam edemez hale geldiğinde, Katalonya halkına yarışa devam edemeyeceğini anlatan bir mektup yazdı ve onları hayal kırıklığına uğrattığı için özürlerini sundu.

Cañardo, Vuelta'nın ilk edisyonunda Belçikalı Gustaaf Deloor'un gerisinde ikinci olduktan sonra, yarışı tamamlayan ilk İspanyol olması nedeniyle ödüllendirildi. Mariano Cañardo aldığı bu ödülü hemen Lluís Companys'e götürdü. Lluís Companys Katalonya'nın başkanıydı ve İkinci Cumhuriyet tarafından ayaklanmalara öncülük ettiği ve Katalonya'nın bağımsızlığını ilan ettiği için hapisteydi (Companys nihayetinde 1940 yılında Barcelona'daki Montjuic tepesinde, 2009'da Fransa Turu'nun 6. etabında Thor Hushovd'un etap galibiyetine ulaştığı yerin yaklaşık 500 metre ötesinde idam edildi.). Cañardo’nun hapse yaptığı ziyaret politik bir hareketti ve bu Volta'nın hâlihazırdaki milliyetçi önemini daha da artırdı.

İkinci Cumhuriyet, Companys'in girişimlerini ayrılıkçı isyanları kışkırtmak için sert bir şekilde bastırdı. Ve henüz çok da tecrübeli olmayan İspanyol hükümeti onun fikirlerine ve onu destekleyenlere karşı hiç de toleranslı değildi.

Bugün Barselona'daki Olimpiyat Müzesi'ni ziyaret edenler, Volta a Catalunya'da 7 kez zafere ulaşmayı başaran Cañardo'ya gösterilen hürmeti ve takdiri göreceklerdir. Cañardo'nun Companys'e hediye etmiş olduğu 1935 Vuelta'da kullandığı bisiklet ve kazandığı kupanın karşılığı olarak aldığı kitaptaki ithafta ise şunlar yazıyordu: "Dostum ve büyük spor adamına, demir parmaklıkların ardından... Luis Companys"

Franco döneminde, Katalonya'nın Volta'sı, diktatör tarafından inşa edilmiş olan ve Vuelta aracılığıyla empoze edilen ulusal kimlik tanımını üstü kapalı olarak reddetti.  Yarış rotası oluşturulurken, geçmişte sıklıkla diktatöre muhalif olan Katalanların sığındığı ve keşişler için dini bir inziva mekânı olan Montserrat Manastırı gibi Katalanların benlik duygusunu hissettiren tarihi ve önemli yapılar seçildi. Katalonya'nın bu bölgesel yarışı, tarihi bölgeleri dolaşarak İspanya'nın geri kalanından bağımsız apayrı bir Katalan tarihi düşüncesini kalıcılaştırmıştır.

Volta a Catalunya ayrıca, takipçilerine daha büyük ölçekli bir Katalan toplumunun parçası olduklarını hayal etmeleri hususunda da yardımcı oldu. Volta'nın rotasındaki en uzak Katalan köylerinde bile, yarış onların yerleşim bölgelerinden geçtiğinde yurttaşlar evlerinden dışarı çıkıp önlerinden geçmekte olan bu büyük gösterinin bir parçası haline gelirlerdi. Katalanlar, bisikletçilerin önlerinden geçişinin ardından radyo yayınlarını dinlemek ve bölgenin bir başka yerinde aynı bisiklet festivalinin heyecanını yaşayan diğer yurttaşlarla ilgili gazetelerdeki haberleri okumak için barlara ve kafelere dönerlerdi. Diğer bir deyişle, Katalonya Turu, ne kadar ilgisiz olursa olsun yarışa tanıklık eden herkesin aklında sarsılmaz bir ortak toplum hissiyatının gelişimine yardımcı olmuştur.

Tour de France direktörü Jean Marie Leblanc'ın Fransa'nın bu büyük yarışı hakkında söyledikleri gibi: "Fransa Turu, toplumu bir arada tutan bir çimentodur!"

Evlerinde gazeteler ve radyo yayınları aracılığıyla onları takip eden sadık taraftarları sayesinde Katalan bisikletçiler, uluslararası seviyede (özellikle 1976 sonrasında) iyi performanslar sergilemeye başladılar. KAS Takımı'nın bir parçası olan Katalan yarışçı José Pesarrodona'nın 1976 yılında La Vuelta'da zafere ulaşmasıyla birlikte artık Katalanların da İspanya'nın ulusal yarışında zirveye ulaşmış bir bisikletçileri oluyordu. Pesarrodona'nın bu zaferinden önce Katalan yarışçıların uluslararası arenada sergiledikleri performansların pek de üst düzey olduğu söylenemez.

1977 yılında olduğu gibi 1976 yılındaki La Vuelta da; Bask Bölgesi'ndeki protestolar ve yaşanan şiddet sebebiyle kesintiye uğramıştı. İspanyolların güçlü adamı 1970 Tour de France galibi Luis Ocaña yarış esnasında doğru şekilde beslenmeyi unuttuğu için Vuelta'yı kaybediyordu; buna karşın Basklar ise ateşe verilen otobüslerle meşguldü... Tüm bunlar olup biterken sağduyu ve ölçülü muhakeme gibi takdir edilen niteliklere sahip olan Katalanlar ise Vuelta’yla birlikte yoluna devam etti. Katalanların sessiz sedasız ısrarcılığı ve ani duygusal tepkiler vermek yerine sakin bir şekilde yoluna devam etmelerine dair muhteşem geleneğini kanıtlarcasına Pesarrodona, 1976 Vuelta'da tek bir etap bile kazanmadan zafere ulaştı.

Çağdaş demokratik İspanya'ya geçişin sonrasındaki dönemde Katalonya Turu; Katalanların özgür kamusal ifadelerini açığa vurmalarının ve uzun yıllardır baskı altında olan Katalan ulusunun varlığını ebedileştirmenin tek yoluydu -100 yıldır süregelen tutkulu bir bisiklet şöleni…

* * * * *

Sporda İspanya'nın Altın Çağı

İspanyolların ulusal karakterlerini güçlendirmek için ulusal turları kullanma geleneği İspanyanın dünya sporundaki önde gelen oyunculardan biri olarak mevcut yükselişine zemin oluşturmuştur. İspanya’nın 1985 yılında Avrupa Birliği ile katılım antlaşması imzalaması İspanyolların resmi olarak Avrupa toplumuna dâhil edilmesi anlamını taşımış ve Avrupa'nın Pireneler’den öteye geçmediğine dair popüler bir kavrama da sembolik olarak son vermiştir.

Faşizmin üstesinden gelen ve 1981'de başarısız bir darbe girişimine sahne olan İspanya, tüm bu yaşananların ardından demokrasi taahhüdünde bulundu ve modern Avrupa’ya kabul edildi. Uyumlu küresel pazarlama hamleleri İspanya’yı Avrupa ve dünyanın geri kalanındaki seyahat edenler için popüler bir turist bölgesi haline getirdi: İspanya’da yılda 100 milyon Euro’nun üzerinde para harcayan ziyaretçiler! İnsanların yıllardan beri ilk kez İspanyol oldukları için gurur duyabilecekleri bir şeydi bu.

Aynı dönemde ince yapılı Lejarreta, 1988 Tour de France galibi Pedro Delgado ve 5 Tour de France kazanmış olan Miguel Indurain gibi yeni yıldızlar bisiklet dünyasına girdiler.

Perico (Muhabbetkuşu) lakabıyla tanınan Delgado, yeni İspanya’nın ilk yıldızıydı. Kendisi aynı zamanda İspanya’nın günümüzde yaşadığı altın çağın da atası. Onun dönemine kadar İspanyol bisikletçiler bireysel zaferler için yarışan ve nadiren takım arkadaşlarıyla uyum içerisinde ilerleyen yalnız kurtlar olarak ün salmıştı.

Delgado başıbozuk yarış stilini bıraktı ve yaptığı spora bilimsel metodolojiyle yaklaştı. Delgado, antrenmanlara karşı daha hesaplı yaklaşımının sonucu olarak, o döneme kadar çok da farkına varmadığı bir becerisini keşfetti ve bu sayede zamana karşı disiplininde başarı elde etti. (Miquel Indurain’in de elde ettiği büyük başarılarda, zamana karşı disiplinindeki uzmanlığı oldukça belirleyicidir). Franco öldüğünde henüz 16 yaşında olan Perico, ne Franquismo’nun ne de bölgesel milliyetçilik şiddetinin olumsuz etkisinde kalmıştı. 1980’lerde Delgado, diktatörlüğün ve kendine güvensizliğin prangalarından kurtulan İspanya’nın keyfini sürdüğü spor rönesansının – Real Madrid ya da FC Barcelona’dan daha fazla – temsilcisi oldu.

1985 Vuelta şaşırtıcı bir şekilde, İspanyol takımlar arasında bir ittifaka sahne oldu. Muhalif İspanyol takımlarından Zor-Gemeaz, Kolombiyalı sporcusu Francisco ‘Pacho’ Rodriquez’i birinci sıraya taşımak için kusursuz bir fırsatı geri tepti. Takım; Delgado’nun Orbea takımıyla gizlice anlaşarak Perico’nun, altın mayoyu sırtında taşıyan İskoç Robert Millar ile arasındaki 6 dakikalık farkı kapatmasına imkân sağladı.

Delgado'nun şampiyonluk yarışına dâhil olması ve Millar ile Rodriquez'e yetişmesiyle, Zor ve Orbea takımlarının bisikletçileri İskoç tırmanış uzmanından zaman çalabilmek adına var güçleriyle pedala asıldılar. Hatta, Millar'ın asla gelmeyecek olan bir trenin geçişi için kapatılan hemzemin geçitte dakikalarca bekletildiği söylenir. Delgado, yarışı genel klasman liderliğine yükselmesine yetecek bir sürede tamamlayarak zafere ulaştı. Podyumdaki konuşmasında şu cümleyi sarf etti: "Zaferim tüm İspanya'nındır."

Millar benden ziyade bir İspanyol'un kazanmasını tercih ettiler cümlesiyle durumu özetliyordu.

Yarış, -İspanyollar birbirlerini yok etmekle meşgul olurken- Maertens gibi yabancı sporcuların mücadeleyi domine ettiği günlerden bugüne dramatik bir değişim gösterdi.

Vuelta, neredeyse 50 yıl önceki başlangıcından beri ilk kez İspanya halklarının birleşmesine tanık oldu. Görünüşe bakılırsa İspanya'nın bu yeni federal modeli işe yarıyordu. Basklar ve Katalanlar, İskoç yarışçıyı alt etmek için diğer bölgesel yarışçılarla birlikte İspanya'nın yolları üstünde birlik olmuşlardı. Tıpkı yeni federal sistemde olduğu gibi, yarışta kurulan bu ittifaklar; hem İspanya'daki bölgesel kimliklerin gücünü hem de gerektiği zaman İspanyol kimliği altında bir araya gelebilme kabiliyetlerini gösterdi.

Profesyonel bisikletteki bu kayda değer gün, kendisinden önceki bütün siyasi çabaların aksine birleşmiş bir İspanya'nın farklı bir biçimini açığa çıkarmış ve yeni yaşam düzeninin habercisi olmuştu: 20. yüzyılın sonlarında coşkulu bir İspanya'nın doğuşu! 1990'larda ise Bask Miguel Indurain, Perico'nun rolünü devraldı. Biyografisini yazan Javier García Sánchez'in de belirttiği gibi, "Indurain demek; İspanyol demenin başka bir yoluydu... Miguel bir sembol haline geldi, bir bayrak, bir simge..."

Indurain, Vuelta değil de Tour’u domine etmeye odaklanmış olmasına rağmen İspanyollar ve Basklar tarafından taparcasına seviliyordu. Antrenmanlarını boğa güreşi arenalarında yaptığı ve gücünü artırmak için boğa kanı içtiğine dair efsaneler kafelerde dolaşıyordu. Onun 5 Fransa Turu galibiyetine, 2 İtalya Turu zaferine ve 96 olimpiyatlarında kariyerinin son zamana karşı yarışlarından birinde altın madalya kazanmasına şahit olan dünya çapındaki takipçileri için Indurain, bu yeni ve artık daha güçlü olan İspanya’nın simgesiydi.

Geçmişten günümüze birçok profesyonel İspanyol spor takımı ve birçok spor figürü geldi geçti. Ulusal gururun birer ürünü ya da sembolü olarak ifade edebileceğimiz bu miras sayesinde, son 4 Fransa Turu'nu da İspanyollar kazandı. Futbolda FC Barcelona geçen senenin Avrupa şampiyonuydu ve içinde bulunduğumuz yılın da Şampiyonlar Ligi galibi. Rafael Nadal teniste dünyanın 2 numarası, Fernando Alonso 2 kez Formula 1 şampiyonu oldu, Samuel Sanchez ise Pekin olimpiyatlarında yol bisikletinde altın madalya aldı ve 2009 Vuelta’da vatandaşı Alejandro Valverde’nin arkasında kürsüye çıkmayı başardı. Ve İspanya şu anda Uluslararası Basketbol Federasyonu dünya şampiyonu!

İspanya’nın Grand Tour’u la Vuelta a España ve İspanya’nın en tutkulu bisiklet mabedi olan Bask Bölgesi için bundan sonra ne olacağına gelince; Orbea’dan Arizaga bunu en iyi şekilde ifade ediyor: “Bisiklet sporu hayranları tutkuyla yaşarlar. Biz sınırları anlamakta zorluk çekiyoruz. Tour İtalya’dan, Giro Slovenya’dan ve Vuelta Hollanda’dan geçebiliyorsa; bir gün neden Bask Bölgesi’nden de geçmesin ki?”

– Mark Johnson and James Stout

 

twitter     instagram     soundcloud