İspanya'da Milliyetçilik ve Profesyonel Bisiklet - Bölüm 2

 Çeviren: Ali Sinan Deniz  02/09/2015

*Bu yazı, The Ride dergisinin yazarlarından Mark Johnson ve James Stout tarafından yazılmış ve 28.11.2014 tarihinde aşağıdaki linkte yayınlanmıştır. Yazı ilk olarak derginin 2009 yılı Ekim sayısında yer almıştır.

http://www.ridemedia.com.au/ride-features/nationalism-and-pro-cycling-in-spain-part-two/

spain2CardPhoto

Fotoğraf: Robert Capa, İspanya İç Savaşı, Bilbao 1937 

İspanya'nın yaşadığı dramatik değişim sürecinde bisiklet yarışları politik bir araç olarak kullanılmıştı. Peki nasıl? (Ekim 2009’da RIDE dergisinin 46. sayısında yayımlanmıştır.)

İspanyol kültüründe bisiklet sporunun etkisini anlatmaya devam ediyoruz…

Mark Johnson ve James Stout

 

 

blm2Euskadi

Euskadi Takımı 90'ların başında, Bask bayrağının renklerinden oluşan formalarıyla...

 

 

Euskaltel-Euskadi Vuelta al Paìs Vasco 

Franco’nun ölümünden sonra, Baskların bölgesel özerklik ve kimlik sorunları, daha yoğun bir şekilde kamuoyunun gözleri önüne serilmişti. O dönemden günümüze kadar yaşanan süreçlerin ardından bugün, Bask ulusal kimliği kendisini birçok farklı formda tanımlıyor: Pro-Tour seviyesinde yarışan bisiklet takımı Euskaltel-Euskadi, etaplı bir bisiklet yarışı olan Vuelta Ciclista al País Vasco (Bask Bölgesi Bisiklet Turu) veya Fransa ve İspanya Bisiklet Turlarında yol kenarlarında sıralanmış baştan aşağı turuncularla bezeli bisiklet sporu hayranlarının oluşturduğu Marena Naranja gibi…

Bugün yol kenarlarında kendini gösteren bu turunculu bisiklet tutkunlarının önceki nesilleri, Franco döneminde bölgede koşulan yarışlarda Bask sporcuları destekmişler ve Bask etaplarını kazanmaya yeltenen diğer bisikletçilere bazen küfürler sallayarak bazen de çürük meyveler fırlatmak suretiyle diktatörün milliyetçi tutumuna karşı kendilerince bir duruş sergilemişlerdi. Emekçiler ve bisiklet arasındaki bağdan kaynaklanan gücün uzun yıllardır sembolü olan Bask bisikleti, Franco’nun ölümünden sonra daha da hızlı bir gelişim sürecine girmişti. Bask bisikletindeki bu ilerlemeyi gösteren tek şey; destekledikleri bisikletçiler zorlu dağlık etaplarda mücadele ederken Bask bayraklarını dalgalandıran taraftarlar değildi. Bunun dışında Bask Bölgesi Bisiklet Turu tekrar takvimdeki yerini almış ve onunla birlikte tek günlük bir yarış olan Clásica de San Sebastián ve 6 günlük Euskadi Pist Bisiklet Yarışları da başlamıştı.

Bask Bölgesi, İspanyol bisikletinde her zaman için bir güç sağlayıcı ve bir merkez olmuştur. Geçmişte, GP de la República bisiklet yarışı da, bir Bask şehri olan Eibar'da başlamış ve koşulan farklı etapların ardından yine Eibar'da sona ermişti. Bölge aynı zamanda, daha önce birer boru ve silah fabrikasıyken sonraları bisiklet fabrikalarına dönüşen BH ve Orbea markalarına da ev sahipliği yapmıştır. BH ve Orbea, günümüzde profesyonel pelotonun başlıca markaları olmayı sürdürmekteler. Öyle ki; Guggenheim Sanat Müzesi,  Bilbao şehrini sıkıcı bir liman olarak anılmaktan kurtarıp görülmesi gereken kültürel bir merkez haline nasıl getirdiyse; BH ve Orbea firmaları da son beş yılda yaptıkları küresel pazarlama hamleleriyle, gezegendeki en büyük bisiklet yarışlarından yerel düzeydeki şehir yarışlarına kadar bütün organizasyonlarda yer almışlar ve ikonik birer bisiklet markası haline gelmişlerdir.

19'uncu yüzyılın sonları ve 20'nci yüzyılın başlarında yaşanan endüstriyel devrim sırasında sanayi bölgelerinde yaşayan fakir halk bisiklet sayesinde özgür bir şekilde seyahat etme olanağı bulmuştu. Bisiklet kullanımının Bask ve Katalan tarihindeki sosyal ve ekonomik yeri göz önüne alındığında, Baskların bisiklet yarışlarına olan desteğinin ve katılımının İspanya'nın geri kalanına göre daha yüksek olması hiç de şaşırtıcı değildir.

* * * * *

Bask bölgesinin bisiklet ile olan geçmişine bakıldığında unutulmaması gereken bir nokta da; Bilbao kentinin 33 yıl boyunca (1978-2011) İspanya Bisiklet Turu rotasına dâhil edilmemiş olmasıdır. Oysa bugün Fransa Bisiklet Turu için Paris neyi ifade ediyorsa; o yıllarda İspanya Bisiklet Turu için de Bilbao kenti aynı şeyi ifade ediyordu: Yarışın sahip olduğu ruhun köklerini içerisinde barındıran İber yarımadasında görülmesi gereken bir şehir, bisikletin başkenti…

Bask Ülkesi, tıpkı Katalonya gibi, fabrika ve madenlerde iş arayan göçmenleri bölgeye çekmiştir ve bu sebepten ötürü işçi sınıfı tarafından kurulan spor kulüpleri konusunda zengin bir geçmişe sahiptir. Bu kulüpler, bölgeye dışarıdan gelmiş olan göçmenler için, fabrika işçisi olmalarının ötesinde bu topraklara karşı bir aidiyet ve memleket hissi yaratması bakımından oldukça önemlidir. Örneğin, Britanyalı denizcilerin 1890'larda futbolu Bilbao'ya getirmesinin ardından, bölge insanı bu sporda gelişme göstermiş ve nihayetinde 1901'de Athletic Bilbao ismiyle kendi kulüplerini kurmuşlardı. Tıpkı Pro Tour seviyesinde yarışan Euskaltel-Euskadi bisiklet takımında olduğu gibi, sadece Bask kökenli olan ya da farklı kökenlere sahip olsa bile en azından bu topraklarda yetişmiş sporcuları kadrosuna dâhil eden bu profesyonel futbol takımı kurulduğu günden beri, Bask milliyetçiliğinin bir diğer ifadesi olmuştur. Ayrıca, Athletic Bilbao takımı bölgedeki sportif altyapı sistemi olan cantera‘ya bağlıydı. Bu sistemde, Bask bölgesinin genç yetenekleri, altyapı amaçlı kurulmuş olan yerel spor kulüpleri tarafından tespit ediliyor ve yine bu kulüpler tarafından yetiştiriliyorlardı. 

Bilbao kentinin sanayileşmesi, iş arayan göçmenlerin buraya akın etmesine zemin oluşturmuştu. Bu göçmenlerin neredeyse yarısı İspanya'nın diğer bölgelerinden veya Avrupa'daki diğer ülkelerden geliyordu. Bölgenin kırsal, izole ve geleneklerine katı bir şekilde bağlı olan nüfusunun, bu yabancı akınına pek de sıcak baktığı söylenemez. Bask milliyetçileri bu yabancı akınını kendi kültürleri ve soy bütünlükleri için bir tehdit olarak görmüşlerdir. 1924'te bu korumacı dürtü, Vuelta Ciclista al Pais Vasco (Bask Bölgesi Bisiklet Turu) şekline bürünmüştür: Bölgenin yemyeşil sarp dağlarında, okyanus manzaralı yollarında koşulan bir bisiklet yarışı…

Bu etaplı yarış, Bask bölgesinin önemli merkezlerine ilgi çekmek ve dolayısıyla bazılarına göre tehdit altında olan Bask kültürel kimliğini güçlendirmek için tasarlanmıştı. Bunun ötesinde, endüstrileşmiş bir ulusun emekçileri ile çelik arasındaki ideal ilişki oldukça aşikârdır. Ancak, işçilerin yoğunlukta olduğu Bask toplumunda, emekçiler ve çelik arasındaki bu ideal ilişki Bask Bölgesi Bisiklet Turu ile birlikte daha da dramatik bir hale geliyordu: İki tekerlekli bir düzeneğin üzerinde dağlara, rüzgâra ve yağmura tek başına meydan okuyan bir yerli adam imajı… İşte bu imaj, madencilik ve bisiklet üretiminde Bask ulusunun rolüne ilişkin güçlü bir resimdir.

Baskların bisiklete ve vatanlarına olan sevgisi, bugün dünyanın pek çok bölgesinde o kendilerine has turuncu görüntüleriyle tanınan Euskaltel-Euskadi takımını ortaya çıkardı. Takım 1993'te profesyonel bisiklet dünyasında daha önce görülmemiş bir fon/finansman yapısı ile ortaya çıktı: Sahip olduğu bütçenin büyük bir kısmını halktan gelen destekle sağlayan bir ulusal takım! Euskaltel-Euskadi takımının, cantera bünyesinde yetişen genç bisikletçileri geleceğin büyük sporcuları haline getirmek gibi bir misyonu da vardı. Buna karşı Euskadi Vakfı ise Bask ulusunun ETA örgütü tarafından bozulmuş olan imajını daha makul ve kabul edilebilir bir hale getirme çabasındaydı.

Başlangıcında ETA örgütünün rejimi yıkmak için haklı sebeplere sahip olduğu söylenebilir. Çünkü Franco, Bask ve Katalanların eğer başıboş bırakılırlarsa kendisi için bir tehdit oluşturacağına inanmıştı. Merhametsiz bir şekilde bu grupların üzerine yoğunlaşmış ve onların gurur duydukları kimliklerini yok etmeye çalışmıştı. Bununla birlikte, Franco’nun ölümünün ardından İspanya'nın demokrasiye geçmiş olmasına rağmen ETA'nın hala ölümcül yöntemlerde ısrar etmesi Baskların sessiz çoğunluğu tarafından hiç de hoş karşılanmıyordu. La Vuelta'nın Bask bölgesinden geçtiği son tarih olan 1978 Mayıs’ında, bir ay içinde 22 kişi bölgedeki politik şiddetin kurbanı olmuştu.

Euskadi Vakfı, Vizcaya eyaletinin eski parlamenterlerinden José Alberto Pradera’nın parlak bir fikri olarak ortaya çıktı. Pradera, eski bisikletçi Marino Lejarreta (1982 Vuelta şampiyonu, 3 büyük turu dörder kez tamamlamış, 3 kez Clasica San Sebastián yarışını kazanmış yorulmak bilmeyen Bask bisikletçisi)  ile birlikte kâr amacı gütmeyen bu vakfa ait ve aynı zamanda taraftar bağışlarıyla desteklenen bir bisiklet takımı kurdular. Bu profesyonel bisiklet takımı ve onun arkasındaki vakıf, ETA’nın empoze ettiği şiddete dayalı Bask milliyetçiliğine karşı barışçı, kökleşmiş, eğitim odaklı ve halk tarafından desteklenen bir alternatifti.

Şu an bir Bask televizyonunda bisiklet yorumculuğu yapan Lejarreta, Bask gençlerinin bisiklette büyük başarı şanslarının olduğunu gördükten sonra Euskadi takımını kurmak için çok istekli olduğunu söylüyor: “Rekabet gücü ve sportif potansiyeli olan bir takım kurmak istedim.”

Euskadi takımını kurmaktaki asıl amaç üst düzey bir bisiklet takımı olmaktan çok; genç sporculara kariyerleri boyunca taşıyacakları Bask olmanın gururunu aşılamak için bir sıçrama tahtası yaratmaktı. Pradera’ya göre bu genç bisikletçilerin önemli bir misyonu daha vardı: Bask Ülkesi’nin varlığını kabul ettirmek,  onun ürünlerini tanıtmak ve en önemlisi de Bask bölgesinin sadece insanların birbirlerine bomba attığı bir yer olmadığını kanıtlamak!

Lejarreta Pradera’dan biraz daha farklı düşünüyordu. Lejarreta bu takımı, ETA örgütünün olmadığı bir Bask bölgesi imajı yaratmak için yapılmış bir girişim olarak görmüyordu. Bask bağımsızlığı adına şiddet eylemleri gerçekleştiren ETA ve Lejarreta’nın kurduğu bisiklet takımı birbirinden farklı şeylerdi. Bunların bir diğeri ile herhangi bir ilişkisi yoktu.                              

1994’te Euskadi profesyonel pelotona adım attı. Sporun birçok dalında sponsor şirketler tarafından sağlanan katkılara bağımlılık varken, onların formalarında sadece Bask bölgesel bayrağı Ikurriña vardı. 1995 yılında takımın yaklaşık 7 bin bireysel destekçisi vardı ve her bir destekçi takıma yıllık 100 Euro’ya tekabül eden bir miktar destek sağlıyorlardı. Onları farklı kılan şey herhangi bir reklam anlaşması ya da üye sayılarının artması için uğraşmıyor oluşlarıydı. Onların takımlarını desteklemesinin kökeninde ulusal bir zorunluluk, bir mecburiyet hissi değil; bisiklet sporu ve sportif gurura duydukları aşk vardı.

2000 yılında, Bask internet ve telekomünikasyon şirketi olan Euskaltel büyük sponsor olarak sahneye çıktı. Euskaltel’in ana sponsor oluşuyla, günümüzde Baskların ikonik turuncu forması haline gelen formaya geçilmiş oldu. Takımın Ikurriña renklerini terk etmesi ile birlikte, yeni turuncu forma kısa sürede Ikurriña, txapela-karakteristik bere- ya da Bask dilinin kendisi kadar Basklığın bir parçası haline geldi.  Bu renk değişikliği, Euskadi Vakfı’nın Bask olma kavramını yeniden tanımlayabilme yeteneğine dair sembolik bir şeydi. Euskaltel-Euskadi dünyanın gözündeki Bask imajını ETA’nın teröristleri tanımından kurtarıp daha yasal ve barışçı bir ulusal kimlik haline getirdi.

Kendisini turuncu dalga ile ortaya koyan bu ulusal destek  2001’de Roberto Laiseka Tour 14. Etabı Luz Ardiden’i kazandığında zirve noktasına ulaşmıştı.

O gün binlerce turunculu taraftar desteklerini ortaya koymak ve Laiseka’nın zaferini izlemek için yokuşların kenarlarında sıralanmıştı. La Vanguardia gazetesine göre, sanki bütün Basklar Pireneler’deki tırmanışlarda Bask rüyasının -el sueno Vasco- gerçekleşmesini izlemek için yerlerini almıştı. Haber yol kenarındaki Bask bayrakları ve Euskaltel tişörtleriyle dolu izdihamı tanımlamaya devam ediyordu: Tıpkı Delgado ve Indurain’in yarıştıkları dönemde yaptıkları gibi, kendi içlerinden çıkıp Luz Ardiden'in zirvelerini fetheden Laiseka’yı görmek için oradaydılar.

Laiseka’nın galibiyeti Basklar için çok dokunaklıydı. Laiseka, Guernica’da doğmuş ve 13 yıllık profesyonel kariyeri boyunca Euskadi için yarışmıştı.

Televizyonları başındaki milyonlarca insan Lance Armstrong'un Jan Ullrich'le mücadelesine kilitlenirken onlar, Franco'nun korku krallığıyla hesaplaşmayı sürdüren gerçek kazananlara etabı armağan etmiş oldular. Laiseka'nın etap zaferine ulaştığı bu gün; Euskaltel-Euskadi'nin projesinin başarısını ilan edebileceği bir gündü...

Günümüzde Euskaltel-Euskadi ProTour seviyesinde yarışan bir ekip ve Fransa Bisiklet Turu ile İspanya Bisiklet Turu’nun vazgeçilmez takımlarından biri! Takımın 31 yaşındaki yıldızı Samu Sanchez 2007’de La Vuelta’da elde ettiği üçüncülük ile takımı ilk kez podyuma çıkarmış oldu. Yıldız bisikletçi bu sene ise Vuelta’da birinci Alejandro Valverde’nin arkasında ikinci olarak Cadel Evans’ı geride bıraktı ve kürsüde bir basamak daha yukarıya çıktı. Kendi halindeki bu bisikletçiye hayranlarının verdiği isimle Samu; hem akıllardaki Bask imgesinin değişiminde bisikletin gücünü hem de sporcularını birer ulusal kahraman seviyesine taşımak için milliyetçilikten güç alan bir takımın potansiyelini temsil ediyor.

Sanchez, Asturias ili yakınlarında doğmuş olmasına rağmen genç yaşlardan itibaren Bask Ülkesi’nde yarıştı ve kariyeri boyunca Euskaltel’de devam etti. 2008’de Pekin Olimpiyatları’nda yol yarışında altın madalya almasının ardından birçok teklif aldı ve bu teklifler mevcut kontratından daha iyi şartlar sunuyordu. Ancak Sanchez “Kendimi Euskaltel ile görüyorum” diyerek diğer takımlarla görüşmeyi reddetti.

Euskadi takımında Bask olmayan bir yıldızın varlığı ile ilgili bir soruya takımın kurucusu Lejarreta'nın cevabı şöyleydi: "Sanchez Basklarla birlikte büyüdü. Takımın içinde onun gibi Bask takımlarında yetişmiş ve bu yüzden Euskadi bünyesinde yarışabilecek olan birçok sporcu var." Sanchez bu sene Vuelta'da ikinci olduktan sonra takımıyla ilgili şunları söyledi: "Biz derslerine iyi çalışmış mütevazı ve sıkı bir takımız. Bu da bize yapabileceklerimizin en iyisini yapma imkanı veriyor."  Sanchez’in becerikli, cantera çıkışlı takımının Grand Tour seviyesinde Amerikan, Alman, İtalyan ve Rusların güçlü takımlarıyla başa çıkabilmesi, yüz yıllık bir geçmişe sahip olan İspanyol ve Bask bisikletinin İspanya’nın kendisine duyduğu güveni ve saygıyı nasıl da değiştirdiği hakkında bize çok şey söylüyor.

Bölgenin köklü bisiklet üreticilerinden olan Orbea firması, Euskadi’nin profesyonel bisiklet takımına sponsorluk ediyor. Bask bisikleti ile hem ticari hem de kültürel anlamda uzun bir geçmişe sahip olan ve San Sebastián’da yaşayan Orbea Pazarlama Direktörü Joseba Arizaga, tıpkı Lejarreta gibi Euskadi Vakfı’nın politik güdülere sahip olmadığını düşünüyor. Arizaga’ya göre Euskaltel-Euskadi takımı Bask kültürünü daha geniş kitlelere tanıtıyor. “Basklar daima kendi kültürlerini paylaşmayı istemişlerdir. Euskadi Vakfı, Baskları dünyaya tanıtmamıza imkan veren pek çok yoldan sadece biri. Spor, özellikle de Bask sporcuların daima üst seviyelerinde yer aldığı bisiklet sporu; Bask doğasının bir parçası! Bu açıdan bakıldığında söyleyebiliriz ki; Euskadi Vakfı bir Euskadi imajını yansıtmaktadır."

Bir Avustralyalının bile, bir anda kendisini Franco’nun rutubetli zindanlarından birinde bulabildiği 1965’ten; bir Asturiaslının Bask profesyonel bisiklet takımında altın madalya için yarıştığı, Orbea ve BH bisikletlerinin tüm dünyada satıldığı bugüne kadar, Bask olmak kavramı evrim geçirdi. Ve bisiklet sporu, birçoğumuzun tahmin edebileceğinden de çok, bu evrimin itici gücü oldu.

twitter     instagram     soundcloud