Bisikletçi David Millar'ın 2004 Röportajı:

Yanlış Vites...

Çeviren: Pelin Güre - Ekmel Can Gökdal - 19/07/2015

DavidMiniKapak 

*Bu röportaj, The Guardian spor yazarlarından William Fotheringham tarafından yapılmış ve 27.07.2004 tarihinde aşağıdaki linkte yayınlanmıştır. Yazıda yer alan fotoğraflar tarafımızdan eklenmiştir.

http://www.theguardian.com/sport/2004/jul/27/cycling.athensolympics2004?INTCMP=SRCH

The Guardian

 

Geçtiğimiz senenin dünya şampiyonu, Boy Dave lakaplı yetenekli bisikletçi, önümüzdeki ay Atina’da yapılacak olimpiyatlar için iki altın madalyaya göz koymuştu. Ancak David Millar şu anda itibarını kaybetmiş durumda ve yasadışı performans arttırıcı ilaç (EPO) kullanımı yüzünden kariyerinin sona ermesi ihtimaliyle yüzleşiyor. Peki, bunu neden yaptı? Yakalandığı zaman duyduğu utancı,  içten içe yakalanmak istediğini ve kazanma baskısına dair her şeyi William Fotheringham’a anlatıyor.

Geçtiğimiz Eylül’de valizini toplarken yaptığı dikkatsizlik olmasaydı muhtemelen David Millar bugün, üç etap kazanıp sarı formayı sırtında taşıdığı, kariyerinin dördüncü Fransa Turu’nu tamamlayışını kutluyor olacaktı. Atina Olimpiyatları’nda, şimdiye kadar hiçbir Britanyalı sporcunun gerçekleştiremediği, oyunlarda aynı sene içinde iki altın madalya kazanma başarısını hedefliyor; ama kendisinin de söylediği üzere hala yüksek kazançlı ve prestijli bir yalanı yaşıyor olacaktı.

Bunun yerine bir barda oturmuş, mükemmelliğe ulaştırabileceği spor kariyerini ilaç kullanarak nasıl mahvettiğinin içler acısı hikâyesini açık yüreklilikle, bir eliyle durmadan dizinde tempo tutarak anlatıyor ve anlatırken bazen gözleri doluyor. Her zaman için biraz dalgın görünmüştür ancak şu anda, cennetten bilinmeyen bir dünyaya düşmüş bir adamın kaybolmuşluk haliyle, nerede olduğunu ve ne yapması gerektiğini anlamaya çalışıyor.

Millar 22 Haziran’da, profesyonel bisiklet takımı Cofidis’i soruşturan polis ekibi tarafından Biarritz’de tutuklandı. 48 saatlik gözaltı süresinde, yasaklanmış bir kan yapıcı ilaç olan eritropoietini (EPO) üç defa kullandığını itiraf etti. Yakalanmasına sebep olan şey ise, 2003 Ekim’inde Kanada’da dünya şampiyonluğunu kazanmadan önce kullandığı ve içinde EPO bulunan bir çift şırıngaydı.  

 “İlacı kullandım, sonrasında unuttum ve şırıngaları çantamda bıraktım. Las Vegas’a gidip geldikten sonra çantamı boşaltırken şırıngaları bulduğumda ‘Hayatım ne hale geldi?’ diye düşündüm ve şırıngaları kitaplığın rafına koydum. Kitaplığım hiç kimsenin elinin değmediği, sahip olduğum en özel yerdir. Bir an korkuya kapıldım: Dünya Şampiyonası’nı büyük bir farkla kazanmıştım ve ilacı kullanmama hiç gerek yoktu. Hayatımda ulaşmayı arzuladığım bir noktaya gelmiştim ve bunu garantilemek için hiç de ihtiyacım olmayan bir şey yapmıştım. Bunu unutmak istemiyordum.”  

Gözaltında bulunduğu 48 saatte, polis ekipleri Biarritz’deki evini aramış ve şırıngaları bulup gözaltındayken Millar’ın önüne koymuşlardı. “İlk başta bir hikâye uydurdum. Hala bu işten kurtulabileceğimi düşünüyordum. Sorgudaki 47 saatin ardından beni tehdit etmeye başladılar. Onların da sabrı tükenmeye başlamıştı çünkü hiçbir şeyi itiraf etmemiştim. Perşembe gecesiydi, beni bırakmayacaklardı. Daha sonra ise beni bir minibüsle Paris’e götürecekler ve üç gün daha alıkoyduktan sonra Pazartesi günü hâkim önüne çıkaracaklardı.”

 “Hikâyemi sürdürebilirdim. Paris’te iyi bir avukatım var ve bu olaydan yakamı kurtarabilirdim. Ama o an kendime ‘Boşversene, bununla yaşayamam.’ dedim.  Zor değildi. Sadece şunu düşünüyordum: ‘Bu şekilde devam edemem, her şekilde mahvoldum, yüzde yüz benim suçum değil ama bu şekilde yaşamayacağım!’ Her gün bununla savaşmaya devam edebilirdim ama gerçek şu ki; ben iyi bir yalancı değilim.”

Şırıngaları atmamış olmasının bir sebebinin de içinde bir yerlerde birisinin onu yakalaması isteği olduğunu kabul ediyor, çünkü kendine saygısını o kadar kaybetmiş durumda ki yakalanıp yakalanmamasını umursamadığını ve bu işin sona ermesini istediğini söylüyor.  “Bilinçaltının gücüne inanırım. Bu benim kurtuluş yolumdu. Mutlu değildim. Yaptığım şeyden keyif almıyordum. Geldiğim noktadan hoşlanmıyordum. Kurtulmak için sıra dışı bir yöntemdi ama bu benim genel olarak yaşama şeklim zaten.”

Malta’da doğup, Hong Kong ve Batı Londra’da büyüyen 27 yaşındaki Millar, İskoçyalı olmasına rağmen aslen yurtsuz da sayılabilir. 18 yaşında genç bir sanat öğrencisiyken profesyonel bir bisikletçi olmayı seçerek sanat üniversitesine gitmemiş, biraz grunge, karizmatik bir genç adam. Doping ile ilgili katı düşüncelere sahip idealist bir gençten, garantilere gereksinim duyan kuşkucu bir profesyonele doğru nasıl bir yolcuk yaptığını sorduğumuzda Millar başparmağı ve işaret parmağını kaldırıyor. Aralarındaki mesafe bir santimetre!

 “İşte bu kadar, doping yapmayacağımdan yüzde yüz emindim. Birden her şey kontrolden çıktı.” Millar, bunun yaptığı sporun ağır gereksinimlerine karşı ergen bir başkaldırı olduğuna inanıyor. “Hayatta beni tek tanımlayan şey bu oldu ve bu çok üzücü. Yaparken hiç düşünmedim, durup da yapmalı mıyım ya da yapmamalı mıyım diye hiç değerlendirmedim. Bir gün bir odaya girdim ve yaptım.”

2001 Fransa Tur'u dönüm noktası oluyor. 2000'de açılış etabını kazanan Millar, bir sene sonra ilk etapta düştükten sonra kalan dokuz günü zar zor tamamlıyor. Sekizinci gün, Alsace'daki zorlu bir etabın sonunda beni histerik bir kahkahayla karşılamıştı. "Dokuzuncu ya da onuncu günde aklımı kaybetmeye başlamıştım. Menajerler o zamanki kız arkadaşımı uçakla getirmeyi önerdiler ama kız arkadaşıma sorduklarında cevabı 'Hayır, ben gelmiyorum.' oldu." Millar o gece, takımdaki daha yaşlı –kendisini EPO ile tanıştıran- bir profesyonelle buluşuyor.

O sene Eylül ayında, İspanya Turu başlamadan hemen önce, İtalya seyahati sırasında ilacı kendine nasıl enjekte edeceğini öğrenmiş. Test sonuçlarında ilacın pozitif çıkma riskinin olmadığını, bunun sebebinin ise ilacın az miktarda ve de yarışmadan çok önce alınması olduğunu söylüyor. Bu süreçte tereddüde yer olmadığını da ekliyor: "Hiç durup düşünmemelisin yoksa oyunu kaybedersin. Sınırlar bir kez aşıldığında geriye dönüş yoktur ve artık yaptığın şey spor değildir."

 

millar41 3244155b

David Millar

 

Takımı, iyi bir performans çıkarması koşuluyla kendisini yarış kadrosuna dâhil etmişti… "Çok fazla sorumluluk almıştım. Bu sorumluluğu almıştım çünkü artık profesyoneldim." Profesyonellik zihinsel bir sigortaydı ve Millar’ı durduracak hiçbir şey yoktu. "Bunu yapmamanı tavsiye edecek hiçbir koç, takım yapısı yoktu. Seçenekler çok az ve yol gösterici bilgiler kısıtlıydı. Başka hiçbir takım beni o sene yaptıklarımı yapmam konusunda zorlamazdı. Aklımı kaçırmak üzereydim." 

2002'de Fransa Turu’nun başka bir etabını temiz bir şekilde kazandıktan sonra Millar, 2003'te tekrar EPO kullandı. Bu sefer üzerinde finansal baskılar da vardı. "2002 yılı, Fransa Turu’nda bir etabı kazanmam dışında berbat bir seneydi. Takımın yarıştan eli boş dönmesine engel olmuştum ancak Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) ilk 100 sıralamasında bile yer almıyordum. Çok para kazanırken birden başlangıç seviyesine düşmüştüm. Bana yanlış yapıldığını düşünüyordum, maaşım %300 azalmıştı ve hislerim aynen şöyleydi: 'Bana çuval dolusu para ödeyecekler ve bu takımı ben yöneteceğim.'"

O sene Mayıs'ta ve Ağustos'ta 10 günün üzerinde süren zorlu antrenmanlara devam edebilmek için ilaç kullanmıştı: Kırmızı kan hücresi sayısını düzenli tutmak için belirli dozlarda EPO ve buna ek olarak erkeklik hormonunu arttırmak için kullandığı testosteron bantları. Vücut yoruldukça hem kırmızı kan hücre sayısı azalır hem de testosteron seviyesi düşer ve sonuçta performans azalır. Eğer bunlar takviye edilirse daha zorlu ve yoğun bir antrenman yapmak mümkün olur. "10 günden fazla süren antrenmanlara devam edebilmenin yolu çok çalışmak ve belli miktarda EPO almaktı." Önceden de bahsedildiği gibi, ilaç testinin pozitif çıkma riskini yok etmenin yöntemi de; yarıştan uzun zaman önce ilaç almayı bırakmaktı.

Son yıllarda, 1998 Fansa Turu’nun neredeyse durdurulmasına yol açan doping skandalı meydana geldiğinden bu yana, özellikle İtalya, Fransa ve İspanya Turu gibi büyük etap yarışlarında uzmanlaşan üst düzey profesyonel bisikletçilerin çoğu, sezon içerisindeki diğer yarışlara katılarak kondisyon geliştirmek yerine yoğun antrenman kamplarına girmeyi tercih ettiler. Ama onların uyguladıkları programların Millar’ınki ile ne derecede benzer olduğunu söylemek mümkün değil. Millar çözümü, bisiklet dünyasının yöneticileri tarafından desteklenen rekabete dayalı test sistemin dışına çıkmakta görüyor. Sporcular, aynı zamanda arkadaşları da olan rakiplerinin ilaç kullanıp kullanmadığını bilmiyorlar. “Ben sadece kendimi biliyorum ve diğerleri ile ilgili sorular sormam. Bu aralar herkes çok paranoyak.”

Ocak 2002’de, Millar’a ilaçlara yaklaşımını sordum. Tabii ki açıkça ‘İlaç kullanıyor musun?’ demedim. Spor yazarları, özellikle bisiklet ile ilgili yazanlar bu soruyu sormazlar çünkü bu ‘Karını dövüyor musun?’ diye sormaya benzer… Millar sorduğum soruya şöyle cevap verdi: “Doping yapmama gerek yok. Bu şekilde kendimle yaşamak zorunda olmayı istemem. Etrafımda her zaman kuralların bir adım önünde olan kişiler olacak, buna alışmak zorundayım, çünkü bu onların seçimi!” Cevabında doğru olmayan hiçbir kelime yoktu ama bu kesin bir inkâr da değildi. Şimdi geriye dönük düşündüğünde “Cevabımın belirsiz olması konusunda uğraşmamıştım.” diyor ve daha sonraları bu konuda çok huzursuz hissettiğini ekliyor.  

İronik bir şekilde bu senenin başından itibaren, Britanyalı çalıştırıcı Peter Keen ve piyango idaresi destekli Dünya Standardı performans programının etkisiyle Millar ilaçlara sırtını döndü ve temiz yarışmaya başladı. “Kendim için olimpiyatları ilaç kullanmadan kazanmak istiyordum. Kendimle barışık değildim, karakterim değişmişti.”

Millar yaptıklarından pişmanlık duyuyor ama şu an için bisikletle işinin bitmiş olmasından ötürü rahatlamış görünüyor. “Eğer bir günde bu kadar büyük bir etik değişim geçirirseniz bu sizi çok daha derin bir yerden etkileyecektir. Kendime güvenim yok olmaya başlamıştı ve dengemi kaybetmiştim. Hiç kimse için iyi olmayacak bir yalanı yaşıyordum. Bunu anlatmak çok zor çünkü büyük yarışları ilaç kullanmadan kazanabilecek kapasitedeydim. Kendime bile bunu açıklayamıyordum, çok kafa karıştırıcıydı. Son iki-üç yıldır iyi bir uyku uyumadım.”

Önünde Millar’ı bekleyen birçok uykusuz gece daha var. Disiplin kurulu 4 Ağustos’ta men edilme süresine karar verecek. Dünya şampiyonu unvanı elinden alınacak. Hep hayalini kurduğu ve iki buçuk yıl restorasyonuyla uğraştığı Biarritz’deki evini muhtemelen bir daha içinde uyuyamadan satacak. Peki, bundan sonrası? Hiçbir fikri yok! Yaptığı şeyi kabul ediyor. Alacağı cezanın kariyerini tamamen bitirmemesini umuyor ve genç bisikletçilerin kendi yaptığı hataya düşmemeleri için hizmet vermek istiyor.

Ben ve meslektaşlarım yedi yıl boyunca Millar’ı Boy Dave olarak tanıdık. Bu lakabı, henüz çok genç sayılabilecek 19 yaşında profesyonel olmasıyla almıştı ve iki tekerli dünyaya taze bir yüz, cazibe ve rock-star duruşu getirmişti. Şimdi bu çocuk sancılı bir büyüme süreciyle yüzleşiyor.

twitter     instagram     soundcloud